travesti, travestiler, travesti siteleri

travesti, travestiler, travesti siteleri

  • Anasayfa
  • ankara travestileri
  • iletişim
  • istanbul travestileri
  • izmir travestileri

Bursa travestileri Polisi, polise şikayet etti

Yazan mehmet - 15 July 2011  

Bursa’da fuhuş için pazarlık yaptığını öne sürdüğü iki travestiyi gözaltına aldı. Kendilerine para cezası yazılıp bırakılan iki travesti, gözaltındayken bir polis memurunun kendilerini dövdüğünü söylediler. Hastaneye gidip rapor alan travestiler, “dayakcı polisi”, hastanede görev yapan polis memurlarına şikayet ettiler.

Bursa Emniyet Müdürlüğü ekipleri dün akşam, “Begüm” ve “Esra” isimli travestiyi yol üzerinde fuhuş için pazarlık yaptığı iddiasıyal gözaltına aldı. Emniyet Müdürlüğü’ne götürülen ve kendilerine “Kabahatlar Kanununa Muhalefet” suçundan 69′ar TL para cezası yazılan iki travesti, emniyet müdürlüğünden ayrıldıktan sonra gözaltında iken ismini bilmedikleri bir polis memurunun, “Sizi bir daha burada görmeyeceğim. Karşılaşırsak öldürür bir yere gömerim” diyerek dövdüğünü söylediler. Hastaneye gidip rapor alan iki travestiye telefon ile haber verdikleri arkadaşları destek çıktı.

Polis memurunun kendilerine tekme ve Tokat ile dövdüğünü söyleyen “Begüm” isimli travesti Ali Nazım Korkmaz (28), “Yol kenarında müşteri beklerken Ahlak Büro Amirliği’ne bağlı polisler bizi zorla arabaya bindirdi. Emniyet’e getirdiler. Para cezası yazdılar. Tam çıkacağımız sırada bir polis memuru beni çay ocağına çağırıp kapıyı arkadan kilitledi. Sonra ‘Bir daha sizi buralarda görürsem öldürüp bir yere gömerim’ dedi ve dövdü. Biz ekmeğimizi bu şekilde kazanıyoruz. Dayakcı polisten şikayetciyiz” dedi.

Esra isimli travesti ise, fuhuş yapmak istemediğini ancak başka yapacak işinin olmadığını zorunlu olarak fuhuş yaptıklarını belirtip, “Biz ekmeğimizi bu şekilde kazanıyoruz. Dövülüp, aşağılanıyoruz. Paramızı gasp ediyorlar. Birde polisin şiddetine mağruz kalınca kendimizi savunmasız hissediyoruz” şeklinde konuştu.

Yorum Yok
Kategori: Travesti
Etiketler:bursa travestileri, travesti polis şikayet
Digg'e ekle del.icio.us ekle Stumble'a ekle technorati'ye ekle

Öldürülen Travesti İçin Arkadaşlarından Açıklama

Yazan mehmet - 28 March 2011  

Travesti Şerif Remzi Pulat İçin Arkadaşları ve Çeşitli Sivil Toplum Örgütleri, Basın Açıklaması Yaptı.

oldurulen-travesti

İzmir‘in Aliağa ilçesinde, başı kesilip öldürüldükten sonra parçalanarak araziye atılan travesti Şerif Remzi Pulat için arkadaşları ve çeşitli sivil toplum örgütleri, basın açıklaması yaptı.

Geçtiğimiz Pazartesi akşam saatlerinde, Aliağa – Yeni Foça Karayolu üzerindeki Demir Çelik fabrikaları bölgesinde bulunan parçalanmış cesedin 30 yaşındaki travesti Şerif Remzi Pulat’a ait olduğu belirlenmişti. Pulat’ın katil ya da katillerinin bulunması için jandarmanın çok yönlü soruşturması devam ederken arkadaşları da olayı protesto etti. Şerif Remzi Pulat’ın öldürülmesine tepki gösteren Siyah Pembe Üçgen Derneği üyeleri ile çeşitli sivil toplum örgütlerinden gelen yaklaşık 30 kişi, Kıbrıs Şehitleri caddesi üzerinde basın açıklaması yaptı.

“BİZ VAZGEÇMİYORUZ”
Grup adına açıklama yapan Siyah Pembe Üçgen Derneği sözcüsü Deniz San, lezbiyen, gay, biseksüel, travesti ve transeksüel bireylere yönelik sistematik ve bilinçli şiddetin günden güne arttığını söyledi. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları oturumunda, BM üyesi ülkelerin cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelli hak ihlallerine karşı önlem almasını şart koşan bildiriyi, Türkiye‘nin imzalamadığı günün ertesinde ‘Ece’ takma isimli travesti Şerif Remzi Pulat’ın cesedinin bulunduğunu söyleyen San, “Vazgeçmiyoruz, tüm nefret suçları ve nefret cinayetlerine, ayrımcı olan ve eşitliği sağlamaya çalışmayan anayasa, politik ve ahlaki iki yüzlülüklere, öldürülmelere karşı direniyoruz. Katledilmesi haklı bir eylem olarak gösterilen bizler, varoluşumuz ve kimliğimiz ile değişmiyoruz buradayız. Biliyoruz ki, nefretin bahanesi çok. Nefrete boyun eğmiyoruz” dedi.

Grup, yaptığı basın açıklamasının ardından olaysız olarak dağıldı.

Yorum Yok
Kategori: Travesti
Etiketler:izmirde öldürel travesti, travesti şerif
Digg'e ekle del.icio.us ekle Stumble'a ekle technorati'ye ekle

Travesti Kado doktor oldu

Yazan mehmet - 29 November 2010  

564143_detayMahsun Kırmızıgül’ün ‘Güneşi Gördüm’ filminde travesti Kado rolüyle ünlenen Cemal Toktaş, yeniden çekilmeye başlayacak ‘Doktorlar’ dizisinin kadrosuna katıldı.

 

Kendini şöhrete kavuşturan travesti rolünün ardından ortadan kaybolan Toktaş, doktor rolüyle ekranlara dönüyor. Eski kadrodan Kutsi, Selen Seyven, Cüneyt Türel gibi isimlerin de olacağı dizi için oyuncu görüşmeleri devam ediyor. Eski ekipten Yasemin Ergene’nin oyunculuğu bırakması, Aysun Kayacı’nın başka bir komedi dizisi için anlaşması, Yağmur Atacan’ın da şu sıralar oyunculuğu düşünmediğini iletmesiyle kurulacak yeni kadroda farklı karakterler olacak.

Yorum Yok
Kategori: Kültür
Etiketler:travesti kado
Digg'e ekle del.icio.us ekle Stumble'a ekle technorati'ye ekle

Taksim’de Eşcinsellerin ”Onur Yürüyüşü”

Yazan mehmet - 04 September 2010  

Taksim’de Eşcinsellerin “Onur Yürüyüşü”… Taksim`De Toplanan Lambada İstanbul, İstanbul Lgbtt, Morel Eskişehir Ve Pembe Hayat Gibi Eşcinsel Sivil Toplum Girişiminin De Destek Verdiği Kalabalık Grup Eşcinsellerin Toplumda Kabul Edilmesi İçin Düzenledikleri “Onur Yürüyüşü”Nü Gerçekleştirdi ve beklenenin üstünde oldu olaysız dagılan gurup insanların ilgi odagı oldu.

Yorum Yok
Kategori: Travesti
Digg'e ekle del.icio.us ekle Stumble'a ekle technorati'ye ekle

Eşcinsellik “Hastalık”sa, Neden “Günah”?

Yazan mehmet - 03 April 2010  

Uzun süredir yoga kursuna devam eden otuzlu yaşlarındaki kadın nihayet arkadaşlarına üç aylık hamile olduğunu ilan ediyor. Derken bebeğin cinsiyeti konusunda ufak bir muhabbet dönüyor ve “kocakarı” testinden söz ediliyor. “Tam göbek deliğinden tutup aşağıya sarkıtılan zincir eğer halka çizerek dönüyorsa kız, sağa-sola gidip geliyorsa erkektir” diyor biri. Yoganın verdiği rehavetle olsa gerek bir diğeri “eğer hem sağa-sola gidip hem de halka çiziyorsa, eşcinsel olacak bebeğin”. Anne adayı bu espri karşısında yüzünü buruşturup şaşırtıcı bir yanıt veriyor: “Lütfen çocuğum eşcinsel olmasın, Türkiye’de yaşaması çok zor olur!”

 ESCINSELLERDEN PROTESTO
Hangimiz beş-on yıl önce, bir anne adayının aklına, bebeğinin eşcinsel olma ihtimali karşısında eşcinsellerin yaşadığı zorlukların geleceğini hayal edebilirdik? Annenin kaygısındaki önceliğe bakarsak Türkiye’de eşcinsel algısı olumlu yönde bir hayli evirilmiş görünüyor. Zaten Türkiye fiilen olmasa bile fikren hızlandırılmış bir ilerleme dönemi yaşıyor. Yeni anayasayla aynı dönemde gündeme gelen eşcinsellik tartışmasının başlatıcısı Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf ne demişti Faruk Bildirici’ye: “Ben eşcinselliğin biyolojik bir bozukluk, bir hastalık olduğuna inanıyorum. Tedavi edilmesi gereken bir şey bence.”
 
Türkiye’nin ilk eşcinsel örgütü Kaos GL’nin kurucularından Ali Erol’a göre Kavaf’ın sözleri, “Türkiye’nin kısa tarihine bakınca, ilerleme bile sayılabilir.” Elbette Erol’un ilerlemeden kastı, Kavaf’ın açıklamalarının içeriği değil, bu konuda olumlu veya olumsuz, açıklama yapmak zorunda kalması. Daha birkaç yıl önce bir devlet bakanı bu konuda herhangi bir açıklama yapma gereği dahi duymazken, meselenin hükümet mensuplarınca tartışılır hale gelmesini, eşcinsel hareketinin yarattığı etkinin sonucu olarak görüyor Erol. Türkiye’de eşcinsellik tartışması zaten 16 yıl önce Ankara’daki eşcinsellerin Kaos GL dergisi etrafında bir araya gelip hak mücadelesine girişmesiyle yaygınlaştı.

Kaos GL’nin kurucularından Ali Erol ve Umut Güner, yaşanan gelişmelerin kendilerini doğruladığı görüşünde. “İlk etapta reaksiyonla karşılaşmıştık. Anarşistleri saymazsak, çoğunlukla sol gruplar da ellerinden gelse, bizi bir kaşık suda boğmak isterlerdi. Ama şimdi bu, tersine döndü.”

 
Konuyu Newsweek Türkiye’ye değerlendiren eşcinsel hakları aktivisti ve köşe yazarı Kürşad Kahramanoğlu da benzer görüşte: “Türkiye’deki durum Mahatma Gandhi’nin insan hakları mücadelelerinde geçerli dört basamağını hatırlatıyor. ‘Önce sizi görmezden gelirler, sonra size gülerler, sonra sizinle mücadele ederler, sonra siz kazanırsınız.”
 
Her ret kabul içerir
 
Reddin aslında kabulü de içerdiğini düşünen eşcinsel hakları aktivistleri, Kavaf’ın ilk cümlesinin son üç sözcüğüne bakmakta fayda görüyor: “Tedavi edilmesi gereken bir şey bence”. Söylem analizi yapan akademisyenler muhtemelen bu üç harfteki muğlaklığı eşcinseller açısından tarihi bir ilerleme olarak da kaydedebilir. Çünkü Kavaf, eşcinselliğin hastalık olduğuna “inanırken” onun -bir sapkınlık veya günah addetmek yerine- sadece “bir şey” olduğunu düşünüyor. Ama “bir şey” demek, kesin bir tanım koyamamanın da ifadesi sayılabilir. Kavaf’ın açıklamasını toplumsal düzlemde eşcinsellere yönelik yeni bir tehdidin başlangıç işareti saymak da mümkün. Aralarında Mazlum-Der gibi bir “insan hakları örgütü”nün de olduğu bir grup İslamcı dernek, Kavaf’a destek mektubu gönderince, İslam’da eşcinsellik tartışması da kaçınılmaz oluyor. Gerçi hemen her konuda beyanat verebilen bazı İslamcı köşe yazarları, Yeni Aktüel’in eşcinsellikle ilgili sorularını yanıtlamaktan özellikle imtina ediyor. Nihal Bengisu Karaca “bu konu beni aşar” derken, Elif Çakır, Yıldız Ramazanoğlu, Yılmaz Ensaroğlu, Ahmet Hakan gibi isimler de sorularımızı yanıtlamak istemiyor. Hidayet Şefkatli Tuksal’a göre insanların beyanat vermekten çekinmesinin nedeni, hedef haline gelmekten korkması. Uzun süre Mazlum-Der’in başkanlığını yürütmüş olan Ayhan Bilgen ise İslam ve eşcinsellik tartışmasından kaçınmanın önemli bir risk doğurduğu görüşünde. Tartışmadan kaçınmak gettolaşmayı doğurur. Zaten bu toplumda eşcinseller de muhafazakârlar da gettolaşarak bir şekilde baskılardan kurtulmaya çalışıyor ama görüyoruz ki sorunlar böyle çözülmüyor.
 
Güney Afrikalı imam Muhsin Hendricks İslam’ın eşcinselliği dışlamadığına dair önemli açıklamalar yapıyor. Hendricks’in İslam yorumuna gelmeden önce, İslamcı derneklerin Kavaf’a gönderdikleri destek mektubundaki şu ifadeleri not edelim: “Birçok İslam ülkesinde de ‘eşcinsellik’ yasaktır ve bu yasaktan amaç toplumun ve insan neslinin korunması ile bu anomalinin yaygınlaşmasının önüne geçilmesidir. Tarihte bu tür sapkınlıklar yaşayan topluluklar, ilahi kitaplara göre ‘çirkinlik ve kötülük üzere oldukları, saptıkları’ için azap görmüş ve helak edilmişlerdir.”
 
Tesadüfe bakın ki, İslamcı değil ırkçı bir saikle, “ari bir ırk yaratmak” adına bir yandan Yahudileri, sakatları, yaşlıları gaz odalarında yok eden Naziler, aynı muameleyi eşcinsellere de reva görmüştü. Aynı şekilde bazı Stalinist sol örgütler de uzun süre eşcinselliği “kapitalizmin artığı” addetmiş ve tedavi yoluyla yok etme formülünü öne sürmüştü. İslamcı örgütlerin salık verdiği üzere tarihe bakınca, eşcinsellere yönelik insanlık dışı muamelelerin sadece din bağlamında yapılmadığı görülüyor. Ataerkil “normun” dışına çıkanlara “ari ırk” “din” ya da “anti-kapitalizm” adına pek çok insanlık dışı uygulama reva görüldü, görülüyor. Dolayısıyla toplumlar ve devlet formları ne kadar değişirse değişsin, eşcinsellik algısındaki gelişme hep aynı yavaşlıkta sürüyor. Bazen iki adım ileri atılırken, bazen beş adım geriye gidilebiliyor.
 
Eşcinsellik ve İslam
 
Mazlumların dini olarak bilinen İslam’da eşcinsellik konusundaki yorumlar muhtelif. Örneğin Hendricks, İslam’ın eşcinselliği dışlamadığını düşünenlerden. Eşcinseller mazlumsa, nasıl İslam’dan dışlanabilir? İslam’a getirmek için eşcinselliklerinden arındırılıp ikinci kez mazlum edilebilirler mi? Hendricks şunları söylüyor: “Peygamberin hadis ve sünnetlerini derleyen en güvenilir hadis hafızlarından Salih Buhari ve Salih Müslim, Mukhannathun’ların (Hz. Muhammed döneminde Medine’de yaşayan bir grup efemine erkek) peygamber tarafından suçlanmadıklarını söylerler. Hemcinsler arası cinsel ilişkiye dair tek gönderme Lut kavminedir, ki orda da çok uzun zamandan beri doğal bir durum olan eşcinsel yönelimin ve kimliğin mahkum edilmesi değil, cinselliğin büyük bir günah işlenerek kötüye kullanılması ve erkeklerin erkeklere tecavüzü söz konusudur.”
 
Hendricks görüşlerine dayanak olarak şu iki Kur’an suresini örnek gösteriyor: “Ey insanlar! Biz sizi bir erkek ve bir kadından yarattık, biz sizi kavimler ve kabileler (‘kabileler’ Arapça’da “değişik tür, cins, çeşit” anlamına da geliyor) halinde yarattık ki, birbirinizi tanıyabilesiniz. (Hucurat Suresi, 49/13) Kur’an’ın Isra Suresi’nde ise şu ifadeler yer alır: “De ki, ‘herkes kendi yaradılışına göre davranmaktadır ve bunun içindir ki Rabbimiz kimin en iyi yolu seçtiğini çok iyi bilmektedir.”
 
Taraf gazetesi yazarı Hilâl Kaplan ise eşcinselliğin İslam’la yan yana gelemeyeceği görüşünde. İslam literatüründe eşcinsellik konusunda çok fazla tartışma ve ihtilaf olduğunu kabul eden Kaplan’a göre bu ihtilaflar eşcinselliğin kabul edilip edilemeyeceği üzerine değil, hangi cezaya tabi kılınacağına dair. İslam’da eşcinsellikle zinanın aynı cezai hükme bağlandığını düşünen Kaplan, İslamcıların eşcinsel kimliğini kabul etmeye zorlanmasını Kemalist dayatma olarak görüyor: “Eşcinselliğin büyük günahlardan biri olduğu zaten çok açık… Sekülerci yaklaşımların, Müslümanların inançlarıyla çelişen bir şeyin toplumda ve devlet nezdinde kabul etmesini dayatması Kemalistlerden hiçbir farkları olmadığını gösterir. Kemalistler bizim için şunu söylüyor: Evlerinde namazlarını kılsınlar, camilere gitsinler ama toplumsal alana İslamî söylemi getirmesinler. Ama eşcinsellerin evlenmesine, evlat edinmelerine karşı çıkmak inancımın bir gereği. Birileri buna karşı çıkmamam gerektiğini söylerse, bu, onların totaliter olduğunu gösterir. Benim bu konuda susmamı istiyorlarsa, bu, farklılıklara tahammül etmediklerini gösterir.”
 
Kaplan’a göre eşcinselliği meşru görmek, zinayı, içkiyi, kısacası tüm “haramları” meşru görmek, dolayısıyla dinden çıkmak anlamına gelir. Eşcinselliğin bir hak olmadığını düşünen Vakit gazetesi yazarı Abdurrahman Dilipak da benzer görüşte: “Eşcinsellik, temel bir hak değil. ‘Hak’, ‘Allah’a ait olan şey’ anlamına gelir. ‘Temel, tartışmasız bir hakikat’ hak olabilir. Böyle bir özgürlük, kişinin kendine zarar verme özgürlüğü var mı sorusunu akla getiriyor. Uyuşturucu kullanma, ya da ötenazi gibi bir şey… Ben Kur’an’a inanıyorum. O da bunu bir sapma, büyük bir günah olarak, kavimlerin helak sebebi olarak, yani suç olarak tanımlıyor. Kur’an’a iman ettikten sonra, bunun aksine bir şey söylemem mümkün mü?”
 
Kaplan da eşcinselliğin günah olduğunu savunuyor: “Günah olmadığını söylersen Allah’a şirk koşmuş olursun ve dinden çıkarsın.” Peki, çözüm ne? Kaplan’a göre iki çözüm yolu var. Birincisi, “fragmantasyoncu” dediği toplumsal yaşam biçimi. Yani herkesin kendi inancına ve tercihlerine göre ayrı alanlarda yaşadığı bir toplumsal yaşam. Diğer seçenek ise eşcinsellerin tövbe edip Müslüman olmaları: “Ben eşcinselleri İslam’a çağırırım. Bir eşcinsel, eşcinselliğin günah olduğunu kabul etmiyorsa, zaten dinden çıkar. Ama eğer ‘ben tövbe ediyorum, eşcinselliğe karşı koymaya çalışıyorum’ diyorsa, din içinde konumlanabilir. Sonuçta eşcinsellik, bir Müslüman’ın başına gelebilecek en büyük imtihandır. Eğer eşcinselliği bırakırsa, bu sınavdan başarılı çıkar. Hepimiz imtihanlarla karşılaşıyoruz. İnsanlar kanser oluyor, çocuklarını kaybediyor. Alkolik, uyuşturucu bağımlısı insanlar var. Ayrıca nefsinle mücadele ettiğin oranda mükafat da alırsın.”
 
Kaplan’a göre eşcinseller ve feministler yatak odası siyaseti yapıyor. Dolayısıyla devleti kendi yataklarına çağırıyor. “Başörtüsü yasağına neden karşıysam, eşcinsel siyasete de o yüzden karşıyım” diyen Kaplan, eşcinselliğin devlet tarafından meşru görülmesine de karşı. Gerekçesi ise şu: “Başörtüsü mahremiyeti tesis ederken eşcinsellik mahremiyeti kamusallaştırıyor. Bir eşcinselin Müslüman olabilmesi için tövbe etmesi gerekiyor. Bizi hep takiyye yapmakla suçlarlar. Eşcinselliğin kamusal alanda görünür olmasını savunmamızı istemeleri de aslında takiyye yapmamızı istemeleriyle aynı anlama geliyor.”
 
Umut Güner’e göre eşcinsellerin kamusal alandan çekilmesini isteyenlerle başörtüsü yasağını savunanlar aynı yolun yolcusu. Avukat Yasemin Öz ise kimsenin kendisini İslam’a davet etme hakkı olmadığını söylüyor: “Neden bir kadın, bir erkekten hoşlandığında, ‘ben niye erkeklerden hoşlanıyorum’ diye sormuyor? Neden ben bir kadın olarak, kadınlardan hoşlandığımı sorgulayayım? Eşcinselliğimden arınıp Müslüman olma teklifini sunmak kimsenin haddi değildir. Ben hayatımın çoğunu, erkeklerden hoşlanmaya zorlanmakla geçirdim. Kendimi buna ikna etmeye çalıştım. Bu kadar ayrımcılık ve şiddet karşısında hiç kimse eşcinsel olmayı tercih etmezdi. Bütün bunlara rağmen ben, cinsel kimliğimden mutluyum. Madem kendimizi zorlarsak bu isteğimizden vazgeçebileceğimiz düşünülüyor, o zaman tüm kadınları erkeklerle rasgele başkalarıyla eşleştirelim. Bakalım mutlu olabilecekler mi?”
 
Ayhan Bilgen de bu konuda Kaplan’ın değerlendirmelerinin çok ilerisinde konumluyor kendisini. Ona göre eşcinselliğin devlet tarafından meşru görülmesi talebiyle başörtüsü yasağı talebi aynı anlama geliyor. “İnsanlar sizin süzgecinizden geçmek kaydıyla özgürlüğü hak ediyorsa, İslam açısından sapkınlığa girmiş oluyorsunuz. Eğer eşcinseller konusunda mutlak bir zorlama dayatıyorsanız, kendinizi tanrının yerine koyuyorsunuz.”
 
Osmanlı’nın bile eşcinsellere şimdikinden daha tahammülkâr davrandığının altını çizen Bilgen, kendi İslamcı kimliğiyle de eşcinselleri kabullendiğini söylüyor ve ekliyor: “Bu, eşcinselliği savunmak anlamına gelmez. Üstelik ‘kabul’ konusu, insanın yetkilerini aşar. Ben kim oluyorum ki, başkalarının kimliğini kabullenmeyeyim? İnsan dindarlaştıkça tevazusu da artmalı. Eşcinsel karşıtı açıklamalarda Kur’an’da sözü edilen Lut Kavmi referans alınıyor. Oysa orada bir cinsel yönelim değil tecavüz vakası var. Kur’an’da sözü edilen livata olayını getirip Türkiye’deki eşcinsellik meselesiyle ilişkilendirmek ciddi bir kıyas sakatlığıdır.”
 
Dindarlık da bir tercih, eşcinsellik de
 
Kaplan’ın eşcinselliğin mahremiyeti kamusallaştırmasından duyduğu rahatsızlığı ise şöyle sorguluyor Bilgen: “İnsanların cinsel yönelimlerinin hangisinin kamuda görünür olup olmayacağına dair görüş bildirmenin kendisi yanlıştır. Eşcinsellik bağlamında görünürlük tartışılıyorsa, bu da ayrımcılıktır. Neden heteroseksüellerin görünürlüğü tartışılmıyor da eşcinsellerinki tartışılıyor? Hastalık veya günah da haddi aşan tanımlamalardır. Eşcinseller kendilerini nasıl tanımlıyorsa, esas tanım odur. Eşcinsel imam da pekâlâ olabilir. Yeter ki o, bunu kendisi açısından tutarlı görsün. Ben, ‘madem eşcinselsin, nasıl olur da din adamı olabilirsin’ diyemem.”
 
Dilipak, “İslam eşcinselliği yasaklasa da böyle bir realite var. O zaman ne öneriyorsunuz” şeklindeki sorumuza şöyle yanıt veriyor: “Darbe de bir realite. Terör de, hırsızlık da, zulüm de… Bir diğer gerçek de fuhşu meşrulaştırmak; aynı zamanda gençlerin zihinsel gelişimini olumsuz etkileyecek bir eylem ve suç. Fuhuş, ahvali şahsiyeye müteallik bir mesele değil. O zaman ensest ilişkileri de serbest bırakın; anne oğlu, baba kızıyla, kardeşler birbiri ile… Biyolojik açıdan aradaki fark ne? Bireylerin kendi cinsel tercihi diyebilir misiniz? Bu konu bu gün batıda enseste geldi dayandı. Birileri şunu mu demek istiyor: “ Erkek genelevleri de açalım, ensest de serbest olsun’! Hani kadın-erkek eşitliği de var ya.. Erkekler için olan kadınlar için niye olmasın! Hepsine birden hayır!”
 
Bilgen’e göre eşcinsellerin özgürlük talebiyle darbeleri kıyaslamak komik: “Darbecileri tartışacaksak, o zaman erkek egemenliğini tartışmalıyız, eşcinselliği değil. Dolayısıyla militarizmin yanına konacak son kimliktir eşcinsellik. Dindarlık da bir tercih, eşcinsellik de. İkisinin de mükafatını ve cefasını kişinin kendisi alır. Kimse ona ne mükafat ne de ceza kesebilir. Neyi, kimin adına cezalandırıyorsunuz?”
 
Ya İslamcı eşcinseller örgütlenirse?
 
Yasemin Öz de eşcinsellerin eşitlik talebinin altındaki mağduriyeti şöyle açıklıyor: “Partnerim hapse girdiğinde onu nasıl ziyaret edeceğim? Karı-kocalar birbirinin sosyal güvenlik hakkından yararlanırken, ben neden partnerimin sosyal güvenlik hakkından yararlanamıyorum? Sanıyorlar ki eşcinselleri İsrail filan Türkiye’yi yıkmak için ihraç ediyor. Biz bu toplumdaki evliliklerden doğduk, uzaydan filan inmedik.”
 
Güner, İslam ülkelerinin eşcinsellere farklı muamele öngörmesini, İslam’ın bu konuda tek bir hükmü olmadığının kanıtı olarak gösteriyor ve şu önemli soruyu soruyor: “Yarın İslamcı eşcinseller ortaya çıkıp örgütlenirse ne yapacaksınız? ‘İbadet edemezsiniz’ mi diyeceksiniz?” Aslında bu soruya başka bir katkı daha yapılabilir: Eşcinsellik bir hastalıksa, neden günah sayılıyor? Neden eşcinsellik dışındaki hiçbir “hastalık” günah değil? Erol’a göre son tartışmayla birlikte İslamcı gruplar eşcinsellere karşı değil, kendi aralarındaki ayrılıklar üzerinden tartışma yürütecekler. Bu da eninde sonunda belli bir görüşün hakimiyetini doğuracak. Ancak bu hakimiyetin “haktan” yana olup olmamasını büyük oranda Bilgen gibi İslamcı insan hakları aktivistlerinin ve eşcinsel örgütlerinin başarılı olup olmaması belirleyecek. Aksi halde anne adayının korkusu hepimizin korkusu olmaya devam edecek: “Lütfen çocuğum eşcinsel olmasın, Türkiye’de yaşaması çok zor olur!”
 

 

Yeni Aktüel / İrfan Aktan
04/01/2010
Yorum Yok
Kategori: Yaşam
Digg'e ekle del.icio.us ekle Stumble'a ekle technorati'ye ekle

Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneğinden Suç duyurusu

Yazan mehmet - 13 March 2010  

 

Basına ve Kamuoyuna;

Geçtiğimiz günlerde, Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf eşcinselliğin biyolojik bir bozukluk, bir hastalık olduğuna inandığını ve eşcinsellerin tedavi edilmesi gerektiğini dile getirdi.

Bakan Kavaf’ın eşcinselliğin tedavi edilmesi gereken bir hastalık olduğuna dair açıklamaları, hem bilimsel açıdan geçersizdir hem de eşcinsellere yönelik insan hakları ihlallerini meşrulaştıran bir yaklaşıma sahiptir.

Pembe Hayat Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Travesti ve Transeksüel Derneği olarak 12 Mart 2010 Cuma (yarın) Bakan Selma Aliye Kavaf hakkında, TCK’nın 216. ve 218. maddelerinde belirtilen “halkın bir kesimini, sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılamak” ve “bu suçu basın yoluyla işlemek” suçları üzerine suç duyurusunda bulunacağız.

Sonrasında da saat 13.00’te Yüksel Caddesi İnsan Hakları Anıtı önünde basın açıklamamız ile Bakan Kavaf’ı protesto edeceğiz.

Hepinizi, basın açıklamamıza davet ediyoruz. Gelin hep beraber, “Eşcinsellik değil, homofobi tedavi edilebilir bir hastalıktır,” diyerek sesimizi yükseltelim

Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği

Adres: Ataç 1 Sokak, 3/8 Yenişehir – Kızılay – ANKARA

Tel&Faks: 0312 433 85 17

E-Posta: pembehayat@pembehayat.org

Yorum Yok
Kategori: Travesti
Digg'e ekle del.icio.us ekle Stumble'a ekle technorati'ye ekle

Travesti cinayetinde müebbet

Yazan mehmet - 06 November 2009  

Ankara’da evinde ölü bulunan travestinin katil zanlisina ‘nitelikli adam öldürme” suçundan müebbet hapis cezasi verildi.

ANKARA – Kavaklidere’deki evinde ölü bulunan travesti Turgut Köklü’nün katil zanlisi Tayfun Polat, ”nitelikli adam öldürmek” suçundan müebbet hapis cezasina çarptirildi. Polat ayrica ‘nitelikli yağma” suçundan da 10 yil hapis cezasi aldi.

Ankara 6. Ağir Ceza Mahkemesinde görülen davanin karar duruşmasina, tutuklu sanik Tayfun Polat ve tutuksuz sanik babasi Mehmet Polat katildi.

Esas hakkindaki savunmasi sorulan sanik Mehmet Polat, söyleyecek bir şeyi bulunmadiğini belirterek, beraatina karar verilmesini istedi.

Sanik Tayfun Polat’in avukati Onur Tatar, ”müvekkilinin herhangi bir gasp amacinda bulunmadiğini, planlayarak adam öldürmenin de söz konusu olmadiğini” iddia etti.

Olayda, maktulün, saniğa tartişma sirasinda hakaret ettiğini ileri süren Tatar, müvekkili hakkinda takdiri ve yasal indirim nedenlerinin uygulanmasini talep etti.

Sanik Tayfun Polat ise çok pişman olduğunu kaydederek, ”Mahkemenizin yüksek takdirine siğiniyorum” dedi.

Mahkeme Başkani Mehmet Berber, sanik Tayfun Polat’in, TCK’nin 82/1. maddesinin (h) bendinde düzenlenen ”nitelikli adam öldürmek” suçundan ağirlaştirilmiş müebbet hapis cezasina çarptirildiğini, TCK’nin 62. maddesi uyarinca ise bu cezanin müebbet hapis cezasina çevrildiğini açikladi.

Polat’i, ”nitelikli yağma” suçundan 12 yil hapis cezasina mahkum eden mahkeme, yine TCK’nin 62. maddesi gereğince bunu 10 yil hapis cezasina indirdi. Mahkeme, sanik Polat’in, ”başkasina ait kimlik belgesi kullanmak” suçundan ise beraatina karar verdi.

TCK’nin 62. Maddesi’nde, ‘Fail yararina cezayi hafifletecek takdiri nedenlerin varliği halinde, ağirlaştirilmiş müebbet hapis cezasi yerine, müebbet hapis; müebbet hapis cezasi yerine, yirmibeş yil hapis cezasi verilir. Diğer cezalarin beşte birine kadari indirilir” denilmekte.

Diğer saniklar Abdullah Aydin, Yildiz Aksu ve Sezer Yilmaz’in ise üzerlerine atili suçlamalardan beraatlarina karar veren mahkeme, sanik Mehmet Polat’a ise Tayfun Polat’in babasi olduğu gerekçesiyle ceza verilmesine yer olmadiğini kararlaştirdi.

Yorum Yok
Kategori: Travesti
Digg'e ekle del.icio.us ekle Stumble'a ekle technorati'ye ekle

”Travestiler acılım istiyor”

Yazan mehmet - 06 November 2009  

Ankara’da ”transseksüelliğin ruhsal bozukluklar arasinda sayilmasi” protesto edildi. Protestocular, ”Transseksüel açilimi istiyoruz” dövizleri taşidi.

 

ANKARA – Yüksel Caddesi’ndeki Özgürlük Aniti önünde toplanan ve ”Transseksüel açilimi istiyoruz”, ”Hasta değil travestiyiz” yazili dövizler taşiyan gruptakiler, bir süre sloganlar atti.

Grup adina yapilan açiklamada, Amerikan Psikiyatrlar Birliğinin 1973 yilinda, Dünya Sağlik Örgütünün de 1990 yilinda eşcinselliğin ruhsal bozukluklar listesinden çikarilmasina karar verdiği ancak transseksüelliğin hala ruhsal bozukluk kategorisinde değerlendirildiği belirtildi.

Amerikan Psikiyatrlar Birliğinin 2012′de, Dünya Sağlik Örgütünün ise 2014′de ruhsal bozukluklar listesini yeniden gözden geçireceği ifade edilen açiklamada, bu nedenle dünyanin bir çok ülkesindeki eşcinsel örgütlerinin bu tarihlere kadar eylemler düzenleyeceği bildirildi.

Türkiye’de eşcinsel bireylerin hayatin her alaninda şiddet ve ayrimcilikla karşilaştiği ifade edilen açiklamada, şunlar kaydedildi: ”Insanlari varoluşlari yüzünden ayiran, baskilayan, ötekileştiren özel ve kamusal alandan dişlayan ve en temelde transfobiyi yaratan ve besleyen heteroseksist erkek egemen sistemin kendisi hastaliklidir. Sistem, bizleri sağlikli ya da sağliksiz bulmaya hakki olduğunu düşünmektedir. Bunu reddediyor ve eşitsizliklerin ortadan kaldirilmasini talep ediyoruz.”ANKARA – Yüksel Caddesi’ndeki Özgürlük Aniti önünde toplanan ve ”Transseksüel açilimi istiyoruz”, ”Hasta değil travestiyiz” yazili dövizler taşiyan gruptakiler, bir süre sloganlar atti.

 

Grup adina yapilan açiklamada, Amerikan Psikiyatrlar Birliğinin 1973 yilinda, Dünya Sağlik Örgütünün de 1990 yilinda eşcinselliğin ruhsal bozukluklar listesinden çikarilmasina karar verdiği ancak transseksüelliğin hala ruhsal bozukluk kategorisinde değerlendirildiği belirtildi.

Amerikan Psikiyatrlar Birliğinin 2012′de, Dünya Sağlik Örgütünün ise 2014′de ruhsal bozukluklar listesini yeniden gözden geçireceği ifade edilen açiklamada, bu nedenle dünyanin bir çok ülkesindeki eşcinsel örgütlerinin bu tarihlere kadar eylemler düzenleyeceği bildirildi.

Türkiye’de eşcinsel bireylerin hayatin her alaninda şiddet ve ayrimcilikla karşilaştiği ifade edilen açiklamada, şunlar kaydedildi: ”Insanlari varoluşlari yüzünden ayiran, baskilayan, ötekileştiren özel ve kamusal alandan dişlayan ve en temelde transfobiyi yaratan ve besleyen heteroseksist erkek egemen sistemin kendisi hastaliklidir. Sistem, bizleri sağlikli ya da sağliksiz bulmaya hakki olduğunu düşünmektedir. Bunu reddediyor ve eşitsizliklerin ortadan kaldirilmasini talep ediyoruz.”

Yorum Yok
Kategori: Travesti
Digg'e ekle del.icio.us ekle Stumble'a ekle technorati'ye ekle

TRANSEKSÜELLER BAŞBAKANLIK’A KİMLERİ ŞİKAYET EDECEK

Yazan mehmet - 06 November 2009  

Travesti ve Transeksüeller, bugün Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığı’na dilekçelerini vererek, kendileriyle ilgili haksız uygulamalara son verilmesini talep edecekler.

Pembe Hayat Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Travesti ve Transeksüel (LGBTT) Dayanışma Derneği’nin çağrısıyla Ankara’da toplanacak olan Travesti ve Transeksüeller önce Yüksel Caddesi’ndeki İnsan Hakları Anıtı’nın önünde bir basın açıklaması yapacaklar. Saat 14.00’da düzenlenecek basın açıklamasından sonra dilekçelerini Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığı’na teslim edecekler.

İşte Travesti ve Transeksüeller’in Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığı’na sunacakları toplu dilekçenin içeriği:

“Vatandaşlık haklarımızdan faydalanamıyoruz”

“Bizler Türkiye’nin birçok kentinde ikamet eden transeksüel bireyleriz. Yurttaş olarak devlet politikasının uyguladığı baskılar nedeniyle hiçbir vatandaşlık hakkından faydalanamıyor ve her geçen gün daha çok hak ihlalline maruz bırakılıyoruz.”

“Yaşadığımız evler yasadışı şekilde kapatılıyor”

“Ankara, İstanbul, İzmir, Bursa, Antalya illerinde; içinde yaşamımızı sürdürmeye çalıştığımız evlerimiz hakkında yasal olmayan bir şekilde kapatma kararı alınmaktadır. Kendi evlerimizde her an kapatılacağı tehdidiyle yaşamanın yanı sıra gündüz ya da gece sokakta yürümek bile tehdit edici bir hal almıştır. Kolluk kuvvetlerinin kanunlarla sınırsız yetkilere kavuşturulması ile keyfi uygulamalarla her gün burun buruna gelmekteyiz. Gezmek, alışverişe çıkmak gibi gündelik işlerimizi dahi yapamaz hale geldik. 3 yıldır sayısız kere iptaline karar verilmiş olmasına rağmen Kabahatler Kanunu bahane edilerek hakkımızda idari para cezalarına hükmedilen kararlar alınmaktadır. Bu kararların çoğu iptal edilmiş olmasına rağmen uzun bir süredir evlerimize ödeme emri ve haciz kararları tebliğ edilmektedir.”

“Her keyfi gözaltı, kaydı tutulmayan işkencedir”

“Bu para cezaları her gece keyfi bir şekilde karakollarda tutulmamıza sebep olmaktadır. Bunun yanı sıra her keyfi gözaltı, kaydı tutulmayan işkencedir. Alıkonulduğumuz her zaman fiziksel şiddetin mağduru olmaktayız ve cinsiyet kimliğimize yönelik hakaret edilmektedir.”

“Alıkonulma yerleri dışında sokakta bize yönelen şiddet engellenmemekte, hatta failler cezasız bırakılarak bize yönelik şiddete teşvik edilmektedir. Son dönemlerde Türkiye’nin her bir yanından gelen öldürme haberleri şaşırtıcı değildir.”

“Bizlere seks işçiliği dışında imkân tanınmamaktadır. Her geçen gün daha ağır bedellere mahkûm edilmekteyiz. Evlerimiz her an şiddete, polis baskısına ve vergi dairesinin ziyaretine açıktır. Sokaklarda darp ediliyor, tacize uğruyor ve öldürülüyoruz. Her gün karakollarda alıkonulup, keyfi uygulamalara maruz kalıyoruz.”

“Asayiş Şube ve Valilik nereye kadar devam edecek?”

“Ankara özelinde Asayiş Şube ekiplerine bağlı kolluk kuvvetleri, Esat Polis Merkezi, Kavaklıdere Polis Merkezi, Anafartalar Polis Merkezi, Karşıyaka Polis Merkezi daha ne kadar bize yönelik haksızlığa devam edecek?  Ankara Valiliği daha ne kadar evlerimizi kapatacak?”

“Bizler eğer bu ülkenin eşit yurttaşları isek;  yukarıda ifade edilen haksızlığın soruşturulmasını ve gereğinin yapılmasını talep ediyoruz.”

 

Odatv.com

Yorum Yok
Kategori: Travesti
Digg'e ekle del.icio.us ekle Stumble'a ekle technorati'ye ekle

Kamyon şoförüydü kadın oldu

Yazan mehmet - 06 November 2009  
İki çocuk babası kamyon şoförü NigelWeston “Küçüklüğümden beri kız kardeşim gibi olmak istiyordum” dedi ve cinsiyet değiştirdi.
travesti

İngiltere Lancashire’da yaşayan Nigel, cinsiyet değiştirmesinin arkadaşlarını şaşkına çevirdiğini, ama yine de kendisini desteklediklerini söyledi. Nigel, göğüsleri olsun diye hormon ilacı kullanıyor ve yüzündeki kıllar için epilasyona gidiyor. Saçına da kızıl bir peruk takıyor.

Nigel, “Küçüklüğümden beri kız kardeşim gibi olmak isterdim ve onun kıyafetlerini giyerdim. Ama o zaman 70’lerdi ve insanlar bu tür şeyler yapmıyordu. Şimdi hiç olmadığım kadar mutluyum” şeklinde konuştu. 27 yıllık evlilik sonrası Nigel’ı boşayan eşi Michell, “Gözlerimin önünde bir kadına dönüşüyordu” diye konuştu.

Yorum Yok
Kategori: Dış haber
Digg'e ekle del.icio.us ekle Stumble'a ekle technorati'ye ekle
« Eski Yazılar

Haberiniz olsun

feeds
get latest updates on news and subscribes to our feeds
feeds

Site Hakkında

Travesti,Travestiler,Travesti Siteleri,Travesti Haberleri Hepsi '' Toplis.in '' de ...

Dost siteler

TRAVESTİ ŞİLAN

travesti şilan

Siz de burada yerinizi almak istiyorsanız bizimle iletişime geçin.

Tags

  • 'Nautica Triathlon' 'Sade Vatandaş' 'Sivaslı Cindy' ambulans Anna Kournikova aseksüel Bayülgen Cadının Bohçası cinayet cinsel ilişki cinsiyet dedektif Devlet Tiyatrosu down sendromu erkek travesti Gresham heteroseksüel jandarma Kim Kardashian Mike LeDuc Okan okan bayülgen panseksüel pitbul Reggie Bush Rus tenisçi seks seks kasetleri sevişmek Singapur stand-up transcinsel Transseksüellik transseksüel yaşam Travesti travesti cinayeti Travesti Esmeray travesti haber travestiler Travestilik tuzla cinayeti Van Kadın Derneği yasak ilişki öpüşme şov

Flickr

  • sample
  • sample
  • sample
  • sample

Arama

Categories

  • Uncategorized (1)
  • Travesti (10)
  • Kültür (3)
  • Dış haber (5)
  • Magazin (2)
  • Yaşam (3)

Links

  • ankara travestileri
  • travesti

Archives

  • July 2011 (1)
  • March 2011 (1)
  • November 2010 (1)
  • September 2010 (1)
  • April 2010 (1)
  • March 2010 (1)
  • November 2009 (6)
  • July 2009 (1)
  • May 2009 (4)
  • April 2009 (2)
  • March 2009 (5)

Pages

  • ankara travestileri
  • iletişim
  • istanbul travestileri
  • izmir travestileri

Meta

  • Log in
  • Valid XHTML
  • Valid CSS
  • WordPress

Son Yazılar

  • Bursa travestileri Polisi, polise şikayet etti
  • Öldürülen Travesti İçin Arkadaşlarından Açıklama
  • Travesti Kado doktor oldu
  • Taksim’de Eşcinsellerin ”Onur Yürüyüşü”
  • Eşcinsellik “Hastalık”sa, Neden “Günah”?
  • Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneğinden Suç duyurusu
  • Travesti cinayetinde müebbet
  • ”Travestiler acılım istiyor”
  • TRANSEKSÜELLER BAŞBAKANLIK’A KİMLERİ ŞİKAYET EDECEK
  • Kamyon şoförüydü kadın oldu
  • Genelevler kapatılsın
  • G.ANTEP’TE FUHUŞ OPERASYONU 16 GÖZALTI
  • AKP’li yöneticiyi yakan ‘Nataşa konuşması’

Son Yorumlar

  • travesti in Yat-kalk!
  • sohbet siteleri… in İşi iyice şova döktü!
  • sohbet in Yat-kalk!

En Çok Yorumlananlar

  • Yat-kalk!  (2)
  • İşi iyice şova döktü!  (1)


©2007-2012 travesti, travestiler, travesti siteleri
Bu sayfa XHTML ve CSS ile güçlendirildi.